ANASAYFA HAKKIMIZDA MÜSLÜMANIN EVSAFI
MÜSLÜMANIN EVSAFI

MÜSLÜMANIN EVSAFI

216
0

                                     MÜSLÜMANIN EVSAFI
                                                                                                                                         

                                                                                                                                               

Müslüman Ehl-i Tahkiktir
Faydalı olacağım diye zarar vermek, kaş yapayım diye göz çıkarmak, hayır yapacağım diye şerre sebep olmak bilgisizlik, düşüncesizlik, aklını kullanmamak ve kendini beğenmekten kaynaklanır.
Bu duruma cahillik, bönlük, anlayışsızlık ve ahmaklık denir. Uaynık ve bilgili, art niyetli olan şer güçler, yani ahl-i dalalet ve tuğyan, din düşmanları ve zındıklar insanların cahilliklerinden, anlayışsızlıklarından, ahmaklıklarından ve daha garibi taassuplarından istifade ederek kendi emellerine alet ederler ve dine zarar verecek şekilde onları yönlendirirler. Onlar da taassupları gereği çok hayırlı ve faydalı, sevaplı ve ihlaslı hizmetler yaptıklarını zannederek kendileri gibi olmayan samimi, bilgili, işin sonunu gören, akıllı müslümanları kendilerine en büyük engel görerek mücadele ederler, dine zarar vermekle, hayırlı hizmetlere engel olmakla suçlarlar. Böylece şuurlu düşmana şuursuzca alet olurlar ve bilmeyerek dine zarar verirler.
Bundan kurtuluş çaresi akıllı ve ehl-i tahkik olmak, okumak ve araştırmak, zan ile hüküm vermemek, delil ve bürhana göre hüküm vermektir.
Müslüman akıllı, bilgili ve ehl-i tahkik olmalıdır. Zandan sakınmalı, kesin bir delile dayanmayan şeylerden uzak durmalıdır.
Din akıl ve delile göre hüküm verir. Akıllı ve ferasetli adam da işin başında sonucu görür ve ona göre davranır.
Ne demişler: “Bilgili insan fitneyi gelmeden fark eder, tedbir alır, cahil ise alet olur ve giderken farkeder.”

Müslüman İtaatkardır
İslam başıboşluğu reddeder, itaati esas alır. İtaat ise, Kur’ân-ı Kerime, Peygamberimizin (asm) sünnetne, büyüklerimizin örfe uygun istek ve ricalarına, bir amirin adalete ve yasalara uygun emirlerini dinlemek ve itaat etmektir.
Yüce Allah Kur’ân-ı Kerimde “Gücünüzün yettiği kadar Allah’tan korkun, dinleyin, itaat edin ve kendi hayrınıza olarak harcayın” (Tegabün Suresi, 64:16.) ferman eder. Peygamberimiz (asm) da “Başınızda başı kuru üzüm danesi gibi siyah Habeşli bir köle bile tayin edilmiş olsa, aranızda Allah’ın kitabına göre adaletle hükmettikçe dinleyin ve itaat edin!” (Buhârî, Ahkâm, 4; Ezân, 54, 56.) emretmişlerdir.
Müslüman Allah’a, peygambere ve emir sahibi olan yöneticilere itaat edecek, yani isyan etmeyecektir. Amir adalete aykırı ve dine muhalif iş ve fiile zorlarsa ona itaat edilmez; ancak bu isyan etmek, asayişi ihlal etmek ve halkı ayaklandırmak anlamında değildir. Amirin emrine itaat etmez, pasip direniş yapar, gerekirse görevinden istifa eder. Rızık veren Allah’tır.
Gerçek emirler; yani yöneticiler baskı yapmadan, buyurgan olmadan hizmet ederek, hizmet amaçlı olarak istişare ile işlerini yürütenlerdir. Nitekim Peygamberimiz (asm) “Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Resulüne itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine itaat edin” (Nisa Suresi, 4: 59.) ayet-i kerimesini tefsir edecek şekilde izahlarda bulunurken emir sahiplerini şöyle tarif eder:
“Âmirler marufu emreden, münkerden nehyeden, iyiliği tavsiye eden, iyiye yönlendiren ve kötülükten sakındıranlardır. Kötülüğü emredip iyiliği yasaklarlar ise onları dinlemek ve itaat etmek yoktur. Zira Allah’a isyanda kula itaat olmaz; itaat ancak meşru emirleredir” (Buhari, Ahkam, 4; Cihad, 108; Müslim, İmâre, 38-40.) buyurmuşlardır.
Yine Peygamberimiz (asm) herkes için “Her meşru emre itaat vaciptir; kim itaatten ve cemaatten ayrılır ve ölürse cahiliye ölümü ile ölmüş olur” (Müslim, İmare, 53; Nesai, Tahrim, 28; İbn-i Mâce, Fiten, 7.) buyurmuşlardır.

Müslüman Mürettiptir
“Mürettip” yüce Allah’ın bir adıdır. Bu ismin anlamı, sonsuz hikmet ve sanatıyla her şeyi bir tertip ve düzen içinde yaratıp geliştiren, her şeyi yerli yerine ve düzene koyan” anlamındadır. Peygamberimiz (asm) “Allah’ın ahlakı ile ahlaklanın” hadisine göre bu isme mazhar olmaya çalışan bir mü’min tertipli ve düzenli olmalıdır. Dağınık ve pejmürde olmamalıdır.
Peygamberimiz (asm) buyurdular “Allah Teâlâ cömerttir, ihsan sahibidir; cömertliği sever. Yine O, güzel ahlâkı sever…” (Süyûtî, Câmî, 1:60; Tirmizî, Edeb, 41.)
Peygamberimiz (asm) yine “Allah bir kulun yaptığı işi güzel ve sağlam yapmayı sever ve neticeye erdirmesini sever” (Taberânî, Mu’cemü’l-Evsat, 1:275; Beyhakî, Şu’abü’l-Îman, 4:334.) buyurdular.
Peygamberimiz (asm) “Şeytanlar sizin elbiselerinizden faydalanırlar. Onun için biriniz elbiselerini çıkardığı zaman onu katlasın ve besmele çekerek koysun. O zaman şeytan sizin elbisenizi giyemez.” (Heysemi, Mecmau’z-Zevaid, 5:135.) buyurdular.
Yüce Allah “Mürettip” olduğu için tertip ve düzeni sever ve tertipli ve düzenli kulunun bu halinden ve ahlakından razı olur. Şeytan ise düzensizlikten ve dağınıklıktan hoşlanır.

Allah Rızasını Arayan Risale-i Nurlara Sahip Çıkar
İhlas ve samimi iman ibadeti, yani Allah’a iman Allah’a itaati netice verir. Allah’a itaatte ihlas ise ibadeti sadece Allah’ın emri olduğu için yapmak ve emre itaat etmektir. Başka hiçbir hikmet, fayda ve menfaat gözetmemektir. Bu sebeple ihlaslı bir mü’min keşf ve keramet aramaz ve ibadetten zevk almak için çalışmaz. Allah için, Allah rızası için yapar.
Feridüddin-i Attar “Allah’ı unuttuğun an yoldaşın şeytan olur” demiştir.
Bediüzzaman Said Nursi hazretleri “Ya Rab! Talebelerimin kalp gözünü ve keramet kapısını açma!” diye dua etmiştir. Bu sebeple Nur Talebeleri kalpten ziyade aklını çalıştırır, ilm-i iman peşinde koşar, aklın iknasını ve kalbin tatminini esas alır. Akıl ve ilim yoluyla Marifetullahda terakki eder.
Zübeyir Abi der ki: “Ehl-i imanın bir imtihanı, Risale-i Nur Talebelerinin ise iki imtihanı vardır. Ehl-i iman Kur’an-ı Kerimin tüm ayetlerine iman etmekle mükelleftir. Nur talebeleri ise hem Kur’an-ı Kerimin tüm ayetlerine, hem de Risale-i Nurun tüm hakikatlerine ve lahikalarına tavizsiz ve ayırım yapmadan inanması gerekir. Bundan taviz veren meslekî ve siyasi dalalete düşer. Bilmeyerek ehl-i dalalete yardım etmek ihtimali vardır.”

Müslüman Hikmeti Nerede Olursa Olsun Alır

1. Akıllı insan her düşündüğü şeyi söylemez; ama her söylediği şeyi düşünerek söyler. (Aristoles)
2. Ne kadar çok okursan oku, bilgisine yaraşır biçimde davranmazsan cahilsin. (Sadi-i Şirazî)
3. Komşunu sev ama; aradaki bahçe duvarını kaldırma. (Benjamin Franklin)
4. Elmas yontulmadan, insan yanılmadan mükemmeleşemez. (Konfüçyüs)
5. Çözümde görev alamayanlar, sorunun bir parçası olurlar. (Goethe)
6. Ey bütün gece sabaha kadar uyuyan zavallı! Yarın yatacağın karanlık kabrine kalk da bir ışık yak!” (Feridüddin-i Attar)

 

     M. Ali KAYA

(216)

REM

YORUM YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir